• İstanbul 28° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • CANLI SONUÇLAR
  • SİTE YAZARLARI
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ

BEKLENTİLERİN GERİSİNDE KALAN KALECİLER

 

Yakın zamana kadar iki genç ve yetenekli kaleci vardı. Her ikisi için de beklentiler yüksekti. Bir tanesi Mersin İdman Yurdu’nda diğeri Eskişehirspor’daki çıkışlarıyla A Milli Takım kadrosuna davet almayı başarmışlardı. Aslında bu bir ödüllendirmeydi, teşvikti. Biraz da yeteneği erken keşfetmiş olmanın hazzıydı. Sonuç olarak ay yıldızlı kadro içerisinde yer almışlardı.

Milli takım seviyesine yükselmeleriyle birlikte muhtemelen hayatlarında, doğrusu hayata bakış açılarında önemli değişimler olmuştu.

Bir kere görüntü itibarıyla geleceğe dair beklentileri daha da yükselmiş, büyük takımların kapıları onlar için biraz daha aralanmıştı

Tam da seyir zevki yüksek olan bu kalecileri büyük takımlarda izleyebilmenin tadına varabileceğiz diye düşünürken her ne olduysa onlar bir türlü o sahnede yer alamadılar.

Her ikisi de birbirine yakın dönemlerde omuz bölgesinden sakatlık sorunuyla uğraştılar. İyileştiler fakat kaleyi başka kalecilere teslim ettiler. Kaleyi almak hiç de kolay olmadı. Aldılar almasına ama bu defa eski performanslarından eser yoktu. Tekrar yedek kulübesine dönüş yaptılar. Böylece milli takım hedeflerinden her geçen gün daha da uzaklaştılar. Muhtemelen mesleki ve manevi hedefleri arasında yer almaktan tamamen çıktı.

Şimdi her ikisi de bir yabancı kalecinin arkasında yan yana kulübede oturarak kendilerine yeniden görev verilmesini bekliyorlar. Ali Şaşal Vural ve Muammer Yıldırım..

Öyle sanıyorum ki bundan sonraki hedefleri olabildiğince Süper lig seviyesinde kalmak zira bu ligde olmak demek ekonomik anlamda geleceği garanti altına almak demektir. Ya sonra?

Muhtemelen bir alt ligden sürekli teklif alıyorlardır. En kötü ihtimalle bir süre de orada oynarlar ya da bulunurlar ve aktif kalecilik yaşantılarını sonlandırırlar. Böylece kalecilik hikayesi son bulur.

Geriye dönüp bakıldığında yetenek, zeka, beceri ve fiziksel yeterlilik gibi değerler yüksek potansiyel yığını olarak kullanılmadan olduğu gibi bırakılmış heba edilmiştir.

 

Kansere yenik düşen köşe yazarı Erma Bombeck son günlerini yaşarken şu cümleyi paylaşıyor. “Umarım yaşamımın sonunda Allah’ın huzuruna tüm yeteneklerimi kullanmış olarak çıkarım ve bana verdiğin her şeyi kullandım diyebilirim.”

Özellikle ülkemizde potansiyeli yüksek üstün yetenekli bir çok kaleci, olması gereken seviyeye gelemeden yok olup gitmiştir. Her birinin kendine ait bir yaşam öyküsü ve bu öykü içerisinde başarısızlığa sebep olan bahaneleri vardır.

Muhtemelen birilerinden zarar görmüştür, haksızlığa uğramıştır. Arka arkaya sakatlık sorunları yaşamıştır ve gözden düşmüştür. Hayatının kırılma anını oluşturan dönemlerde aldığı kararlar onu olmadık yerlere sürüklemiştir. Şu an düştüğü duruma gerekçe olabilecek daha nice özel durumlar yaşanmıştır.

Bugüne baktıklarında ise onlardan daha az yeteneğe sahip kalecilerin daha yüksek seviyelerde oynadıklarına şahit olurlar. Oysa onlar sahip oldukları yetenek ve becerileriyle zirvede olabileceklerine inanıyorlardı çünkü çevresindeki insanlar da onlara ne kadar iyi kaleci olduklarını söylüyorlardı.

Fakat yetenekli olmak, zeki olmak yahut kurnaz olmak, iyi bir kaleci fiziğine sahip olmak yetmiyordu. Azim göstermek, emek harcamak gerekiyordu.

Aklını, yeteneğini günün ihtiyaçlarına göre en doğru şekilde kullansaydı, becerilerini bilgiyle güçlendirseydi kesinlikle şu an bulunduğu seviyenin çok daha üstünde yer alacaktı.

Bu arada toplumsal, sosyal travmaların en üst seviyede yaşandığı bir coğrafyada hayatımızı idame ettirmeye çalışıyor olduğumuz gerçeğini de göz ardı etmemiz gerekiyor. Şartlar böyle olunca yaşama dair aldığımız kararlar ve olaylara gösterdiğimiz reaksiyonlarda limbik sistemimiz dizginleri ele alıyor. Duyguların baskın olduğu kararlar alıyoruz. Çok çabuk kırılıyor, güceniyor artan oranda öfkeleniyoruz. Önyargılı düşünce kalıpları ağır basmaya başlıyor. Hakikati bilmediğimiz halde duygu seline kapılıp olmadık yerlere sürükleniyoruz ve telafisi zor olan sonuçlara maruz kalıyoruz. Bazen de hazzın geri çevrilemez cazibesiyle hayatın başka türlü lezzetlerinde kaybolabiliyoruz.

 

Akıl ve duygu dengesiyle ruhun yükselişi kişiyi maddi manevi zirveye taşıyan en sağlıklı yol olarak görünüyor. Kendinden sonra gelenler için de gerçek bir ilham kaynağı oluyor.

İsmi geçen iki kalecimizin durumu aynı talihi yaşayan çok sayıdaki kalecimize örnek teşkil ediyor. Hepimiz iyi biliyoruz ki futbol oyununda mucizevi sayılabilecek geri dönüşler olur. Maçın ilk yarısını 3-0 yenik kapatan bir takım 2. yarıya bambaşka bir takımmış gibi çıkar ve maçı 4-3 lehine çevirir. Böyle durumlara çok kez şahit olmuşuzdur.

Muammer ve Ali Şaşal için de kalecilik yaşamlarında benzeri bir geri dönüşü başarabilecek zamanları hala var. Belki de onların gösterecekleri büyük çıkış aynı talihi yaşayan çok sayıda kaleci için de örnek teşkil edecek, cesaret ve azimlerini arttıracaktır.

 

Yetenekli ve yüksek potansiyelli kalecilerin mutlaka en doğru yolu takip ederek o zirvede yer almak gibi bir mecburiyetleri vardır. Çünkü bu özellik Allah’ın onlara bir lütfudur.

0 0 0 0 0 0
    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    DORUKHAN TOKÖZ AMELİYAT OLDU

    Hızlı Yorum Yap

    0 0 0 0 0 0
    ad768x90
    Yazarlar
    Video
    Galeri

    Kritik Ajans

    Sporlig.Net'e üye olun

    Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

    Sporlig.Net'e giriş yapın

    Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.