• İstanbul 15° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • CANLI SONUÇLAR
  • SİTE YAZARLARI
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ
  • Basketbol
  • Fenerbahçe Beko, Obradoviç ve İstatistik bilimi

Fenerbahçe Beko, Obradoviç ve İstatistik bilimi

Spor tarihimizi gözden geçirdiğimizde Türkiye’de takım sporlarında kitlesel coşku yaratan başarı sayısı aslında oldukça sınırlı görünüyor. Tabi ki, bireysel sporlarda çok büyük başarılarımız ve çok değerli şampiyonlarımız var. Takım sporlarında da aynı şekilde özellikle voleybol ve kadın basketbolunda da önemli başarılarımız oldu. Ancak sonuç ve yarattığı coşku sonrası kitleler üzerinde iz bırakan başarı sayısı ise maalesef çok fazla değil.

Bunlardan birisi Efes Pilsen’in Koraç Kupası’nı almasıdır. Şampiyonluk yolunda Efes Pilsen’in o sezon Abdi İpekçi’deki maçlarının tamamına yakınını izlemiş, Petar Naumoski ve Conrad Mcrae hayranı biri olarak aradan yaklaşık 25 yıl geçmesine rağmen bu başarı hala hafızamda tazedir. Tabi ki bu müthiş başarı akla geldiğinde, Naumoski, Mcrae, Mirsad, Murat, Volkan, Ufuk ve Hüseyin gibi oyuncuların yanı sıra bu başarının mimarı olarak ise büyük basketbol insanı ve gördüğüm en mütevazı spor insanlarından biri olarak Aydın Örs aklımıza gelen ilk isimdir. Tv8’de editörlüğünü yaptığım Uğur Önver’in sunduğu Ribaund programında kendisini birkaç kez konuk etme şansımız olmuş ve spora dair bakış açısını yakından görme şansı yakalamıştık. Burada yeri gelmişken, Aydın Hocanın takımının ve özellikle Naumoski’nin Türkiye’de basketbol kitlesinin genişlemesinde önemli bir katkısı olduğunu da hatırlatmak gerekir.

Spor tarihimizde iz bırakan bir diğer başarı ise şüphesiz yıllarca futbolda başarı özlemiyle yanıp tutuşan Türk futbolseverlere muhteşem bir coşku yaşatan UEFA zaferidir. Bu başarının arkasında da muhakkak ki çok koşan, savaşan, rakiplerine sahayı dar eden bir takım vardı. Popescu’yu, Hagi’yi, Bülent’i, Taffarel’i hatırlamamak tabi ki imkansız. Ancak o şampiyonluk bahis konusu olduğunda ilk akla gelen ise tartışmasız Fatih Terim’dir.

Gelelim Euroleague’deki muhteşem günlerin ardından Fenerbahçe Beko’daki dramatik düşüşe… Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı’nın NBA’den sonra dünyanın en prestijli liginde şampiyonluk kupası kazanması ve üst üste 5 kez Final Four’a kalması ise son yılların en büyük başarısıydı. Türk Spor Tarihi açısından bu başarının ardında da birçok isim geldi geçti; Bogdanoviç, Udoh, Vesely, De Colo gibi… Fakat az önce bahsettiğimiz Fenerbahçe Beko’nun bu süreçteki başarıları hatırlandığında ve bir mimar göstermek gerekirse akla gelecek isim de bellidir aslında; Obradoviç … Obradoviç diyorum ama bu benim subjektif değerlendirmem değil, bunu ben değil istatistik bilimi söylüyor. Sporla ilgili çalışmalara bilimsel boyut kazandırmak için başvurulan bilim dallarından biridir istatistik. İstatistik bilimini başarı açısından koşulsuz bir şekilde belirleyici olarak kabul edersek, Obradoviç’i de tartışılmaz bir konuma taşımış oluruz. İstatistiki olarak şüphesiz Avrupa’nın en başarılı antrenörüdür kendisi.

Üç tane tarihi başarı örneği verdim; Efes Pilsen, Galatasaray ve Fenerbahçe Beko… Peki bu üç örneğin ortak noktası neydi, yani akla geldiğinde kimlerle özdeşleşiyordu bu başarılar. Şüphesiz başlarındaki hocalarla… Aydın Örs’ün takımı, Fatih Terimin takımı ve Obradoviç’in takımı olarak anılıyor, o dönemlerdeki kadrolar. Tabi ki Efes’te Naumoski, Galatasaray’da Hagi gibi saha içi liderlerde bu başarılarda büyük pay sahibidir. Ancak Fenerbahçe Beko’nun bugünkü durumunu düşündüğümüzde saha içi bir liderlik sorunu olduğu aşikar, en azından benim açımdan öyle. Saha içinde lider olmadığı gibi maalesef ve en büyük sorun olarak da saha dışında da işler kötü gittiğinde duruşuyla, müdahaleleriyle oyuncularını motive edecek, organize edecek bir güç de yok kenarda.

Sözün özü, Obradoviç giderken Fenerbahçe Kulübü ve taraftar bir dönemin sona erdiğini biliyordu, aslında. Gigi Datome ve Kostas Slukas gibi isimlerin de takımdan ayrılması da cabası. Obradoviç’in takımdan ayrılmasının ardından kim coach olarak getirilse çıtayı çok yüksek bir yerden devralacaktı. O nedenle bu yazının amacı; Igor Kokoskov’u eleştirmek değil, Fenerbahçe yönetiminin bakış açısını anlamaya çalışmak.

Bu noktada, Fenerbahçe yönetimine şunu sormak isterim; Euroleague’de son yıllardaki başarılı gidişatın devamı hedefleniyorsa neden Ettore Messina, Dusan Ivkovic, Xavi Pascual, Pablo Laso, Dimitris Itoudis, Svetislav Pesic gibi isimler akla gelmedi? Bu isimlerin adı bile geçmedi o süreçte. Sadece oynadığı dönemde bana göre dünyanın en iyi oyun kurucularından biri olan ve son birkaç yıldır çalıştırdığı Zalgiris’i kısıtlı imkanlarla önemli bir noktaya taşıyan Sarunas Jasikevicius gündeme geldi. Fakat bu da sanırım o dönemki geçişi camianın gözünde yumuşatmaya yönelik bir hamleydi ve zaten bu ve Jasikevicius’u Barcelona kaptı.  Fenerbahçe Yönetimi Jasikevicius ile görüştü mü, ne derece ciddi bir görüşmeydi bu bilinmez ancak Jasikevicius’un Barcelonası Fenerbahçe Beko ile ilk karşılaşmasını 42 sayı farkla kazandı.

Fenerbahçe’nin bugünkü durumu benim açımdan sadece bir cümleyle ifade edilebilir;

Fenerbahçe hedef küçülttü.

Son iki haftadaki galibiyetler de bütün bu gerçekleri değiştirmiyor.

Ama umarım ben yanılırım ve Final Four serileri devam eder ve yeniden şampiyonluklar yaşarız.

0 0 0 0 0 0
    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    ManU zirveye ortak

    Hızlı Yorum Yap

    0 0 0 0 0 0
    ad768x90
    Yazarlar
    Video
    Galeri
    Sporlig.Net'e üye olun

    Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

    Sporlig.Net'e giriş yapın

    Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.