• İstanbul 27° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • CANLI SONUÇLAR
  • SİTE YAZARLARI
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ

TÜRK KALECİLİĞİ

Haluk KAPLAN

Son dönemlerde Türk kaleciliği adına güzel gelişmeler oluyor. Süper ligde oynayan Türk kalecilerin sayısındaki artış bizleri fazlasıyla mutlu ediyor.
Geçtiğimiz sezon en az 12 süper lig takımının kalesini Türk kalecilerin korumuş olması oldukça önemli bir istatistik olarak dikkati çekiyor.

Yakın dönemde Gökhan Akkan, Okan Kocuk, Altay Bayındır, Uğurcan Çakır, Muhammed Şengezer gibi yeni nesil genç kaleciler ülkenin en üst liginde başarılı performanslar sergilediler.

Bu arada yaş ve kariyer olarak olgunluk dönemlerini yaşarlarken PTT 1. Lig’in üstüne çıkamazlar diye değerlendirilen Haydar Yılmaz, Tolgahan Acar gibi yerli kalecilerin süper ligde başarıyla ve istikrarlı bir şekilde oynamaları Türk kaleciliği adına ayrı bir güzellik oldu.
Serkan, Fatih, Ramazan, Harun, Mert gibi kalecilerimizin de devamlılıkları bizleri mutlu etti.

 

Kalecilikten özellikle de Türk kaleciliğinden bahsediyorsak Beşiktaş’ın efsane kalecisi, milli takım kaleci antrenörü ve halen TFF Futbol Gelişim Direktörlüğünde kaleci antrenörü eğitmeni olarak görev yapan Rasim Kara’dan bahsetmemek haksızlık olur. Türkiye’de kaleci antrenörlüğünün fikir babası ve fiiliyata geçmesindeki lider kişiliğiyle sevgi ve saygıyla anılması gereken önemli bir değerimizdir. Rasim hocamız Türkiye’de kaleci antrenörlüğünün bir meslek haline gelmesinin baş mimarıdır.

Diğer yandan bahsetmeden geçemeyeceğimiz önemli isim Fenerbahçe’nin efsane kalecisi Yavuz Şimşek özellikle Fenerbahçe altyapısından yetiştirdiği Volkan Babacan, Mert Günok gibi genç kalecilerin A Milli takım seviyesine kadar yükselmelmişlerdir. Ayrıca Fenerbahçe A Takımındaki kalecilere tesiriyle uzun yıllar yabancı kaleciye ihtiyaç duyulmamasında ilham kaynağı olmuştur.

Yavuz Şimşek ve Rasim Kara hocalarım benim de kaleci antrenörlük kariyerimde önemli bir yere sahiptirler. Aynı jenerasyondan bir efsane isim daha vardır. Kendisi uzun yıllar A milli Takım kaleci antrenörlüğü yaptı. Kısa bir dönem Futbol Gelişim Direktörlüğünde de görev yapmıştır. Bu isim Galatasaray’ın büyük kalecisi Eser Özaltındere.. Galatasaray kulübünde A takım kaleci antrenörlüğü yaparken aynı zamanda altyapıya da çok önem vermiştir. Üzülerek söylüyorum ki Türk kaleciliğini daha üst seviyelere taşıma adına çok değerli projeler hazırlamasına rağmen bunları tam olarak hayata geçiremeden futbol sahnesinden inme kararı almıştır. Eser hocam da kalecilik üzerine konuşmaktan büyük haz duyduğum çok değerli bir insandır.

Bu üç önemli ismin dokunuşlarıyla başlayan Türk kaleci antrenörlüğü oldukça iyi bir seviyede seyrediyor. Sonuçları da ardı ardına piyasaya çıkan yerli kaleciler olarak yansıyor.
Son dönem kaleci antrenörlerin başarısını teslim ettikten sonra eski kaleci antrenörlerinin hakkını yememek adına bir durum tespiti yapmak gerekmektedir.


Kaleci antrenörlüğü başlayalı uzun yıllar oldu. Uzunca bir süre Rüştü ve Volkan dışında aynı seviyeyi yakalayan pek bir kaleci çıkmadı. Bu bir kaleci antrenörü başarısızlığı değildi. O dönemde ülkede kalecilik adına antrenman metotlarını, drillerini içeren dokümanlara ulaşmak hiç de kolay değildi. İmkanı olan az sayıda antrenör yurt dışından getirttiği kasetlerden bir şeyler çıkarmaya çalışıyor bu imkanı bulamayanlar da kendi oynadıkları dönemde en yüksek performansı yakaladıklarında ne yaptıklarını hatırlamaya çalışıp benzeri antrenmanlar yaptırarak kalecilerinin performansını yükseltmeye çalışıyorlardı. Elbette bu şartlar altında Avrupalı bir kaleci seviyesinde performans uzak görünüyordu.

Kaleci antrenörlüğünden önceki dönemde Slav ırkından özellikle de Yugoslavya’dan çok sayıda kaleci geldi ve bizim kalecilere göre daha yüksek performansla oynadılar. Bu kalecilerin bıraktığı izler Yugoslav kaleci ekolü olarak değerlendirilmese de ülkede adı konulmamış yeni bir kaleci ekolünün oluşmasına vesile oldu.
Aynı dönemin Türk kalecileri o Yugoslav kalecilerden öğrendiklerini antrenörlüğe geçtikten sonra genç kalecilere aktarmaya çalıştılar. Bu uygulamalar bir tarz oluştursa da Türk kaleciliğinin gelişimi için yeterli olmadı. Çünkü kalecilere hitap edecek antrenman bilimi konusunda önemli bir bilgi açlığı vardı.
2000’den sonra internet üzerinden kısıtlı da olsa bilgiye erişim imkanı bir nebze kolaylık oldu.
Gelinen son noktada; internet üzerinden erişilebilen sosyal ağlar ve platformlar bilgi akışını çok hızlandırdığı gibi veri sayısını da sınırsız hale getirdi.
Artık kaleci antrenörleri Avrupa’nın ve dünyanın en büyük takımlarının kaleci antrenman görüntülerine çok hızlı ve güncel bir şekilde ulaşabiliyorlar. Sosyal medya ve özellikle Youtube üzerinden sayısız antrenman görüntülerini inceleyebiliyorlar. Böylece kaleci antrenörleri birbirinden ilgi çekici, görselliği yüksek ve etkili antrenman drilleri hazırlayabiliyorlar. Bunun yanında kalecilerimiz Instagram, Facebook gibi sosyal ağlardan dünyada beğendikleri kalecileri takip ederek kendilerine rol model alabiliyorlar, onları başarılı kıldığını düşündükleri bireysel çalışmaları da uygulamaya çalışıyorlar.
Kaleci antrenörlerinin çalışma zenginlikleri ve bilgi aktarımları kalecilerin gözlemledikleri bilgilerle örtüşünce başarıya giden yol oldukça kısalıyor.

Bugün itibarıyla baktığımız zaman kalecilerimiz Avrupa’nın bir çok kulübünde rahatlıkla oynayabilecek seviyeye geldiler. Kalecilerimiz de bunun farkındalar ve eskiye oranla oldukça yüksek özgüvene sahipler..
Türk kaleciliğimizin sevindirici bir seviyeye gelmiş olmasının mutluluğunu yaşadığımızı ifade ederek bir nokta koyuyor ve farklı bir tespitte bulunmak istiyorum.

Aynı mecrayı kullanarak elde edilen veri zenginliği çeşitlilik gibi görünse de bir kaleci antrenörü olarak diğer yandan kısır döngüye girildiğini düşünüyorum.

Genel olarak bakıldığında benzer durumlarda birbirine yakın başarı gösteren kaleciler yine benzer durumlarda da birbirinin kopyası olan hatalar yapıyorlar.

Görsel şölen olan futbol oyununda kalecilerin robotik davranışları yakın gelecekte kalecilerin bu mesleği bir sanat gibi icra etmelerini çok ciddi seviyede köreltebilir.
Öngörülenin dışına çıkabilen, asıl zenginliği yaratıcılıkları olan kaleciler her zaman fark yaratmışlardır.

Dünya platformunda yer alan ve fark yaratan Türk kalecilerimizi görebilmenin mutluluğunu yaşayabilmek dileğiyle..

0 0 0 0 0 0
    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    BURSASPOR YENİDEN KÜLLERİNDEN DOĞABİLECEK Mİ ?

    Hızlı Yorum Yap

    0 0 0 0 0 0
    ad768x90
    Yazarlar
    Video
    Galeri

    Kritik Ajans

    Sporlig.Net'e üye olun

    Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

    Sporlig.Net'e giriş yapın

    Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.