• İstanbul 29° AÇIK
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
    • Lefkoşa
    • Bakü
    • Amsterdam
  • CANLI SONUÇLAR
  • SİTE YAZARLARI
  • VİDEO GALERİ
  • FOTO GALERİ
  • Basketbol
  • Türkiye’nin basketbol serüveni, Anadolu Efes, Aydın Örs ve Türkçe konuşmak isteyen antrenör

Türkiye’nin basketbol serüveni, Anadolu Efes, Aydın Örs ve Türkçe konuşmak isteyen antrenör

Türkiye’de ilk basketbol liginin Cumhuriyetin daha ilk yıllarında, yani 1927’de oluşturulduğunu düşündüğümüzde ülkemizde aslında henüz bir asrı devirmemiş bir spor dalından bahsettiğimizi söyleyebiliriz. Ancak daha önemli bir tarih var: 1933…

Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul basketbolunda azınlık takımları etkinken, 1933 yılında Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, İstanbulspor ve Hilal takımlarının dâhil olduğu alternatif bir lig kuruldu. 1933 yılında Türk Spor Kurumu’nun yönetimi tamamen ele almasıyla resmi organizasyonlar ülke geneline yayılmaya başladı.

Bu gelişme çok anlamlı. Şöyle ki:
Savaştan emperyalistlere karşı zaferle çıkmış, ekonomik zorluklarla mücadele eden,kendi sanayisi ile birlikte yeni modern bir toplum yapısı oluşturmaya çalışan genç cumhuriyetin böyle bir dönemde spora yatırım yapması başta büyük lider Mustafa Kemal Atatürk ve Meclis’in vizyonunu göstermesi açısından önemli. Sadece basketboldaki bu gelişmeler değil sporun pek çok alanında yapılan benzer yatırımlar, o yoklukta Avrupa’ya, yani sporda gelişmiş ülkelere başarılı Türk gençlerin gönderilmesi ve o gençlerin ülkeye dönerek spora hizmet etmesi gibi gelişmelerde işte bu vizyonun eseridir. Selim Sırrı Tarcan, Ali Sami Yen, Avni Aker, Burhan Felek gibi isimler de işte bu milli devletle birlikte milli spor oluşturma çabalarının bir neticesi olarak yetişmiş, Türk sporuna hizmet etmiş ve bir anlamda temellerini oluşturmuş isimlerdir.

Basketbola dönecek olursak, Türkiye’nin yıllar boyunca süren basketbol serüveninde 1990’lı yıllar dönüm noktası oldu. O yıllarda Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi köklü takımlarla mücadele eden Efes Pilsen, Ülker, Tofaş gibi müessese takımları ön plana çıkmaya başladı.
Basketbolun özellikle gençler arasındaki popülaritesi her geçen gün artmaya başladı.
İşte o gençlerden biri de bendim. Bir taraftan basketbol oynuyordum bir taraftan da özellikle 1994’te başladığım üniversite yıllarımda bir grup arkadaşımla Abdi İpekçi’deki Efes Pilsen, Fenerbahçe ve Ülker’in neredeyse hiçbir maçını kaçırmıyordum.

Efes Pilsen oynadığı basketbolla ligi domine etmeye başlamıştı ve Avrupa kupalarında da ülkemizi çok iyi şekilde temsil ediyordu. Naumoski başka, Mcrae başka oynuyordu. Ülkece hayrandık kendilerine. Bu güzide spor dalının yaygınlaşması anlamında, böylesi oyuncuların katkısı büyüktü elbette Türk basketboluna…

Bu oyuncular dışında ülkede bu ortamının oluşmasında çok önemli bir isim daha vardı; Aydın Örs.
Aydın Hoca, yukarıda da anlatmaya başladığım gibi müthiş bir takım oluşturmuştu ve hem ligde hem de Avrupa’da adından söz ettiriyordu. Aydın Hoca o dönem, savunma oynatıyor diye eleştirilirdi, bir kesim tarafından. Fakat Avrupa basketbolunun gerçeği buydu, ayrıca Naumoski ve Mcrae’nin yaratıcı oyunları ve zaman zaman şovları da bu eleştirileri haksız çıkarır nitelikteydi. Müthiş keyif veren bir basketbolu vardı Efes Pilsen’in. Ayrıca Amerika’da showbusiness’ın bir parçası olan NBA’in izleyicisi bile bu sloganı diline pelesenk edecekti ilerleyen yıllarda: “defence”
1996’ya geldiğinde Efes Pilsen yine müthiş bir sezonun sonunda Türk spor tarihin takım sporlarındaki en büyük başarılarından birine imza attı ve KoraçKupası’nı kazandı.
Bu başarı kısaca ifade edecek olursak Türk basketbolunda bir dönüm ve ivme noktası oldu.

Ülkenin basketbol yolculuğu devam ederken bazı müessese kulüpleri tamamen basketboldan çekildi. Tofaş, Ülker gibi kulüpler ise küçülerek devam etti bu yolculuğa. Fakat Efes Pilsen, Anadolu Efes adıyla ısrarla ve sabırla basketbolun içinde olmaya devam etti. Bu noktada Anadolu Efes’e ve özellikle Tuncay Özilhan’a hakkını teslim etmek gerekir. Zira Anadolu Efes taraftar anlamında çok büyük bir kitle yaratamasa da kulüp içi bir kültür yaratmayı başardı kanımca. Yukarıda bahsettiğimiz Koraç zaferinin içinde Oktay Mahmuti ile birlikte Aydın Hoca’nın yardımcısı olarak yer almış isimlerden biri de Ergin Ataman’dı. Yıllar önce Mahmuti’ye baş antrenörlük şansı veren Efes yönetimi Ergin Ataman’a da aynı şansı tanıdı.
Ve bugün geldiğimiz noktada Anadolu Efes NBA’den sonra Dünyanın en prestijli basketbol organizasyonunda şampiyonluk kupasını kazandı.
Ve hikayede Fenerbahçe’den sonra en büyük kupayı Türkiye’ye getiren ikinci takım oldu. Yeri gelmişken Türkiye’da basketbol çıtasını yukarıya taşıyan Fenerbahçe Beko ve Obradoviç’i de takdirle analım. Ancak Ergin Ataman’ın Anadolu Efesinin şampiyonluğunun başka bir anlamı daha vardı. Ergin Ataman Euroleague Kupası’nı azan ilk Türk antrenör olarak tarihe geçti. Yazının başına dönersek 1927’de basketbol liglerinin milli sporun oluşturulma ilkesinin bir parçasıydı demiştim. İşte Ergin Ataman da hemkazandığı kupa ile hem de zafer sonrası verdiği röportajda “Türkçe konuşmak istiyorum” çıkışıyla o mili spor politikasının bir parçası oldu.
Teşekkürler Ergin Ataman,
Teşekkürler Aydın Örs,
Teşekkürler Anadolu Efes Camiası…
Sizin de dediğiniz gibi;
hikaye yarım kalmadı.

3 0 0 0 0 0
    YORUMLAR

    En az 10 karakter gerekli

    Sıradaki haber:

    Micic tüm ödülleri topladı!

    Hızlı Yorum Yap

    3 0 0 0 0 0
    ad768x90
    Yazarlar
    Video
    Galeri

    Sporlig.Net'e üye olun

    Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

    Sporlig.Net'e giriş yapın

    Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.